Yaşamın bütün renkleri İstiklal Caddesi’nde

Kültür, sanat ve yaşam alanlarıyla günün her saati canlılığını koruyan İstiklal Caddesi, tarihi dokusuyla da İstanbul’un gözde simgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Yaşamın bütün renklerini barındıran cadde, her kesimden insanın beğenilerine cevap vererek canlılığını koruyor
Yerli ya da yabancı herkes kendini bu insan kalabalığına bırakarak adımlıyor yolları. Kimi zaman azgın bir şelale gibi akan kalabalık arasından çıkıp gelen tramvay, alıp götürüyor insanı tarihin derinliklerine doğru. Anlık da olsa insan şöyle geçmişe doğru keyifli bir yolculuğa çıkıyor. Bazen de çocuklar büyük bir telaşla koşuşturuyor tramvayın peşinden. Caddenin müdavimleri her an bir yerlerden karşınıza çıkabiliyor. Böyle anlarda değişimin sadece zamanın yüzlerde bıraktığı izlerde olduğunu fark ediyorsunuz. Taksim, sadece eğlence dünyasının adresi değil. Aynı zamanda mağazaları, kafeteryaları, sinemaları ve sokak müzisyenleriyle de renkli bir yaşamı ağırlıyor. İstiklal Caddesi’nde gündüz ya da gece, bir köşede keyifle müzik yapan gruplarla da karşılaşıyorsunuz. Böylece bir anda ritimler arasında çıktığınız yolculukta buluyorsunuz kendinizi. Yaşam biraz daha ağır basıyor duygu yüklü yanıyla. Gözleriniz kapanıyor ve sadece sesleri konuk ediyorsunuz beyninizin derinliklerine doğru. Bazen de derin bir tarih kokusu siniyor insanın bedenine. Atatürk Kültür Merkezi’nden Galata Kulesi’ne doğru uzanan kalabalık arasında ve yine başlıyor geçmişe yolculuk.
Cadde-i Kebir’den İstiklal Caddesi’ne
Beyoğlu tarihte İstanbul’un ilk yerleşim alanlarından biri ve ‘Karşıyaka’ anlamına gelen ‘Pera’ adını taşıyordu. Bölgedeki yangınların önüne geçebilmek amacıyla 1860–1864 arasında mezarlıklar kaldırıldı, yeni caddeler ve sokaklar açılarak ahşap bina yapımı yasaklandı. 1873’te Galatasaray’ı Beyoğlu’na bağlayan tünel hizmete girdi. 1913’te ise Beyoğlu-Şişli arasında elektrikli tramvaylar hizmete başladı. Daha sonra Beyoğlu’nun yerleşme alanı Teşvikiye, Maçka, Beşiktaş, Şişli, Haliç ve Boğaziçi yamaçlarına uzandı. Bu gelişme sırasında konutlar işyeri oldu. Önceleri adı Cadde-i Kebir iken sonra İstiklal Caddesi adını aldı ve yol boyunca mağaza, banka, kahvehane, tiyatro, sinema, pastane ve eğlence yerleri açıldı.
Seyyar tezgahlar caddenin rengi
İstiklal Caddesi’nde genç ya da yaşlı herkese yer var. Turistlerin de uğrak yeri olan caddede dünyanın her yerinden insanları görmek olası. Ancak son dönemlerde suç oranlarının artması bazı tedirginlikleri de beraberinde getirdi. Bu durum, bölgenin ticari hayatını da olumsuz etkilediği için iş yapamayan esnaf geleceğe kaygıyla bakmaya başladı. Ama yine de hayat tüm ihtişamıyla akıp gidiyor. Cadde üzerinde hediyelik eşya satan pasajlarda her zevke uygun hediyeler bulunuyor. Hayatın hiç durmadın ilerlediği Beyoğlu, konumu itibarıyla ciddi bir ekonomik hareketin yaşanıldığı yer olarak da öne çıkıyor. Caddede işletmelerin dışında mısır, kestane ve Milli Piyango bileti satan seyyar tezgahlar da farklı bir renk katıyor.
İstanbul’un aynası
İşten çıkan insanların uğrak yeri olan cadde akşamları daha fazla kalabalık oluyor. Kimi restoranda oturup akşam yemeğini yerken kimi de dostlarıyla bir kafeteryada çayını yudumlayarak günün yorgunluğunu atmaya çalışıyor. Caddeyi buruk yalnızlığıyla adımlayanlar da var. Herkesin bir dünyasının olduğu İstiklal Caddesi, kimine umut kapısı kimine de umutsuzluğun…
Yürürken caddenin derinliğinde kaybolan insan, mağazalarda çalan müzikle yeni bir derinliğe aralıyor kapısını. Payına bazen hüzünle gelen umutsuzluk bazen de yeni bir yol ayrımı düşüyor. Hafta sonları İstanbul’un her yerinden insanın akın ettiği İstiklal Caddesi bu özelliğinden dolayı İstanbul’un aynası konumunda. Özellikle güzel havalarda adeta bir insan seli akıp gidiyor delişmen sevdalarla. Kimi zaman bir köşe başında mendil veya su satan çocukları da not alıyor geride bıraktığımız tarih, coşkulara ya da yalnızlıklara düştüğü dipnotlar gibi.
Geçmişin değerlerini geleceğe taşıyor
Nurhan Acun (Esnaf): Ben yıllardır Anadolu medeniyetlerinin mükemmel değerlerini tanıtıp çağdaş kreasyonlara katarak yaşatmaya çalışıyorum. Bu nedenle burası daha çok bir müze gibi. İlgi de yoğun olarak turistlerden geliyor ama sokak başına tabelamızı koyamadığımız için bize ulaşamıyor. Zaten piyasa genel olarak çok kötü. Ben burada bir kültür mücadelesi veriyor ve geçmişin izlerini geleceğe taşıyorum. 1983 yılında Arkeoloji ve Topkapı Müzesi, benden özel takıların imitasyonunu isteyince o günden itibaren özel olarak Anadolu medeniyetlerinin takılarını yapmaya başladım.
Hırsızlık ve kapkaç ciddi sorun
Ardaş Yılan (Esnaf): Ben çocukluğumdan beri buradayım ve İstiklal Caddesi bizim için önemli. Hediyelik eşya yapıyorum ve bu yüzden işime salt ticaret olarak bakmıyorum. Olayın sanatsal boyutu da benim için önemli. Eğer bu işi severek yapmazsak, sürdürmemiz zor. Çünkü piyasada genel bir durgunluk var. Son dönemlerde Beyoğlu’na gelen insan kalitesi düştüğü için hırsızlık ve kapkaç olayları da arttı. Bu durum alışveriş yapacak insanların İstiklal’e gelmemesini engelledi. Turistlerin de uğrak yeri olan Beyoğlu’na artık çok fazla turist gelmiyor.
Müşteri profili genç
Serdar Arnas: Turistlere yönelik hediyelik eşya satıyoruz. Ürünlerimiz arasında eski eşyalar da var. Beyoğlu’nun 18-35 yaş arasında genç müşteri profili var. Öncelikle müşteri profili karışık ve bu insanlara ne satabiliriz arayışındayız. Sanatçısından bilim adamına kadar herkes Beyoğlu’nda. Ancak işler biraz durgun. Bunun nereden kaynaklandığını da tam olarak söylemek zor.
Beyoğlu’nda tarihin izleri
Ağa Camii
İstiklal Caddesi'nde bulunan cami 1597 yılında İsmail Ağa tarafından yaptırıldı. Duvar yazıları ise Hattat İbrahim Altınbeşer'e ait. Çinileri yapılan onarımlarda değiştirildi ve iç avluları Kütahya çinileriyle süslü.
Arap Camii
Türk ve Bizans mimari özellikleri taşıyan yapının minaresi çan kulelerine benziyor ve 717'de Arapların kenti kuşatması sırasında yapıldığı biliniyor. Dikdörtgen planlı ve ahşap tavanlı cami Bizans mimari tarzını yansıtıyor.
Atatürk Kültür Merkezi
1946 yılında dönemin İstanbul Valisi Lütfü Kırdar tarafından temeli atılan AKM açıldıktan 585 gün sonra yandı. Şimdiki bina ise Ekim 1978’de açıldı.
Cumhuriyet Anıtı
Taksim Meydanı'nda bulunan anıt renkli porfirden yapıldı. Alan düzenlemesiyle kaidesi Mimar Moniceri'ye ait olan anıtın açılışı 8 Ağustos 1928'de yapıldı.
Çiçek Pasajı
Beyoğlu'nun mutlaka görülmesi gereken mekanları arasında yer alıyor. Yan yana dizilmiş lokantalarıyla sadece İstanbulluların değil turistlerin de gözdesi. Yemek yerken sokak çalgıcılarını ya da yan restorandaki fasıl heyetini rahatlıkla dinleyebilirsiniz.
Galata Kulesi
Galata Kulesi Cenevizliler tarafından 14. yüzyıl ortalarında inşa edildi. Fetih’ten sonra depremler ve başka nedenlerle hasar gören kuleye bugünkü şekli 2. Mahmut döneminde yapılan onarımda verildi. Başlangıçta, Cenevizlilerin savunma amaçlı olarak inşa ettiği kule 16. yüzyılda tersanede çalıştırılan esirlerin barınağı olarak kullanıldı. 18. yüzyılda Galata Kulesi’ne gece yarısını haber vermekle görevli bir Mehterhane Ocağı yerleştirildi. Kule 1874’ten itibaren yangın gözetleme ve haber verme yeri olarak kullanılmaya başlandı. 1967 yılında Belediye Başkanı Haşim İşcan tarafından tamir ettirilen kulenin üst katı restoran olarak hizmete açıldı.
Galatasaray Hamamı
1481’de yapılan ama daha sonra restore edilen tarihi hamam yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri.
Tünel
1875’te açılan tünel İngiliz ve Fransız ortak yapımı. Karaköy’le Şişhane arasında bir tünel işletmeyi ilk düşünen ise Gavan isimli bir Fransız mühendis. Gavan'ın aklına bu düşünceye iten turist olarak geldiği İstanbul'da Yüksekkaldırım'ı çıkarken yorulması oldu. Saray'a duyurduğu fikir büyük ilgi görünce 1871'de inşaata başlandı ve 1874'de de tamamlandı.