Yeraltı kahramanları

Taksim-4.Levent metrosu, rahat ve güvenli bir ulaşımın dışında sosyal etkinlikleri ve renkli kişiliklerle de öne çıkıyor. Değişik sergilerin yapıldığı metro istasyonlarındaki çalgıcılar da birbirinden ilginç ezgileriyle yaşama ve yolculuklara renk katıyor. İşte çalgıcıları ve tüm çalışanlarıyla yeraltının kahramanları 

 

Onlar aslında kısa yolculukların kahramanları. Kimi tüm titizliğiyle bizi gideceğimiz yere ulaştırırken, kimi de can ve mal güvenliğimizi sağlamak için düşüyor yollara. Farkında olmasak da bazen aynı sokakta yürüyor, bazen de aynı kaderi paylaşıyoruz. Farklı zamanlarda da olsa ortak türkülerimiz oluyor içten bir sesle mırıldandığımız. Derken zamanla yüzler aşina oluyor ve hafif bir tebessüm beliriyor karşılaştığımızda veya nereden tanıdığımızı düşünmeye başlıyoruz. Oysa onlar ulaşımda raylı sistemlerin yaygınlaşmaya başlamasıyla hayatımıza giren renkli yüzler. Ve bu yüzleri daha yakından tanımak amacıyla Taksim-4.Levent hattında keyifli bir yolculuğa başlıyoruz.

 

YOLCULUKLAR DAHA RENKLİ

 

İçlerinde sefer aralarında sıcak bir çayı yudumlarken kısa süreli de olsa düşleriyle baş başa kalmaktan mutlu olanlar da var. Herkesin yolculuğunu güvenli ve konforlu şekilde yapmasını sağladıktan sonra başı dimdik duranlar da… Ortak noktaları ise işini seviyor olmaları. Bu yüzden onlar birer yeraltı kahramanları. Kimi gişelerde yerini alıyor, kimi de makinist kabininde. Güvenlikten sorumlu olanlar her an tetikte ve onların dikkatlerinden kaçan hiçbir kör nokta yok. Eğitimli K-9'lar da iş başında. Hepsinin ilginç yol öyküleri var. Kimi karşılaştığı farklı kişilikler ve renkli yüzlerle mutlu oluyor, kimi de insanların can ve mal güvenliğini sağlayarak. Gişelerden geçerken bütün çantalar aranıyor ve yanıcı ya da parlayıcı maddeler asla içeri alınmıyor. Etrafta unutulan ve şüpheli paketlerin olup olmadığı sürekli takip ediliyor. Kısacası yeraltındaki metro dünyası bambaşka bir dünya. İnsanlar anlamsız telaşlarla sahnelemiyor yaşamdaki rolünü. Metro sadece ulaşımda öne çıkmıyor. Yürürken göz ucuyla baktığımız fotoğraf ya da resim sergileri veya değişik etkinlikler yolculukları daha renkli ve keyifli hale getiriyor. Aslına bakarsanız metro kültürü bambaşka bir yaşam biçimi ve zamanla dünyaya daha farklı bir perspektiften bakmayı öğretiyor insana. Bütün bunlara bir de metro çalgıcılarını eklediğiniz zaman günün bütün stresini unutarak daha dinamik olmayı başarıyorsunuz.

 

MEMLEKET YOLCUSU KALMASIN

 

Aralarında ilginç öykülere tanıklık olanlar var. Otogardan aldığı otobüs biletiyle metroya bindikten sonra yolculuğun memleketine olmadığını duyunca “Ben biletimi aldım, niye gitmiyor?” sorusuna şaşkınlıkla cevap arayanlar ise olayın renkli kişilikleri. Anlatılan öyküler bunlarla da sınırlı değil. Bir otomobil sürücüsü Tramvay yolunda sinyalini vererek sola dönmeye çalışınca kaçınılmaz kaza olur. Kaza sonrası otomobil sürücüsünün “Ben sinyalimi verdim, sen de hafif sol yapsaydın kaza olmazdı” demesi sadece mizah yanımızın güçlü olduğunun mu bir göstergesi bilinmez. Olaylar ne kadar garip olsa da, insan özünde bitmek bilmeyen bir yolculukta kendini adımlıyor. Metro, bazı alışveriş merkezlerinin de içinden geçiyor. Dolayısıyla alışveriş merkezlerinde günlük ihtiyacını karşılamak veya değişik etkinliklere katılmak isteyenler, yolculuk arasında kendilerine farklı bir dünyanın kapılarını aralayabilir. İşten çıktıktan sonra günün yorgunluğunu atmak için sıcak bir kahve veya çay molası vermek için oldukça ideal ortamlar var. Dilerseniz dostlarınızla sakin bir akşam yemeği de yiyebilirsiniz. Yok, canınız sinemaya mı gitmek istedi? Hiç durmayın gösterimdeki bir filmi evinizin konforunda izleyebilirsiniz.