Dünyayı giydiriyorlar

Moda trendlerinin belirlenmesinde söz sahibi olmaya başlayan Türk firmaları kaliteli ve seri koleksiyonlarıyla herkesi giydirmeye kararlı. Markalarını tüm dünyada yaygınlaştırmaya kararlı olan firmaların istedikleri tek şey döviz kurunda istikrarın sağlanarak rekabet koşullarının dengelenmesi
Dünya modası onlardan soruluyor
Dünya moda arenasında markalaşma sürecini başlatan Türk hazır giyim firmaları bir yandan döviz kurunun düşük olması nedeniyle oluşan haksız rekabet ortamından varlıklarını sürdürürken bir yandan da dünya genelinde keşfedilmedik pazar bırakmamaya kararlı. 1980’li yıllarda fason üretimiyle dünyaya açılan tekstil ve konfeksiyon sektörü kısa zamanda ülkemizin lokomotif sektörlerinden biri haline geldi. Ancak bilinçsiz yatırımlar, moda ve teknolojideki değişimlere zamanında uyum sağlayamamak ya da bu sektörde iş var diye herkesin yatırım yapması bazı dengeleri ciddi anlamda sarstı. Uzun yıllar gelişmiş ülkelerin fasonculuğunu yapan sektör oyuncularının çoğu markalaşma yoluna da gitmeyince, yaşanan ekonomik krizlerle birlikte dengeler sürekli değişti. Ardından yabancı markaların ülkemize gelmesiyle rekabetin yoğunlaşmasıyla geçmiş yıllarda olduğu gibi ‘ne üretirsem satarım’ mantığından uzaklaşmak zorunda kaldı. Bu arada yeni yapılanan ve geçmişin olumsuzluklarından ders alarak sistemin gerektiği koşullarda çalışan firmalar dünyaya açılıp yeni arayışlara yönelerek bulduğu pazarın beklentilerine doğru cevap vermeye başladı. Böylece firmaların uluslararası fuarları yakından takip ederek teknolojik değişimlere ayak uydurması ve dünya modasının tam merkezinde olmak için markalaşma sürecine hız kazandırması Türkiye’yi dünya moda arenasında önemli bir noktaya taşıdı. Öncelikle sektörü bir piramide benzetmek gerekirse altında kalanlar ekonomik istikrarsızlık ya da döviz kurunun dengesizliği gibi nedenlerle her an şirketlerine kilidi vurabilir. Orta katta olanlar ayakta kalma ve üst sıralara çıkabilme mücadelesini veriyor. Üst kattakiler ise zamanında yaptıkları yatırımların ve dünyaya açılmanın meyvesini toplamak için dünya moda endüstrisiyle sıkı bir rekabet yaparak ülkelerini temsil ediyor. Döviz kurunun dengesizliği ortaya ciddi bir haksız rekabet çıkarsa da, onların sayıları yuvarlak masa şövalyeleri kadar az ve uzun yoldan geldikleri halde zaman kaybetme şansları yok.
2012’ye kadar 150-200 arası mağaza açacak
Yuvarlak masa şövalyelerinden olan Ayaydın Group üç markasıyla yurtdışına açılan firmalardan biri. İpekyol ilk kurulduğunda yedi yıllık bir sektör deneyimi olan grup bu deneyimiyle katma değer yaratıyor. İpekyol markasıyla önce Türkiye genelinde yaygınlaştıklarını söyleyen Ayaydın Group Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Ayaydın şöyle devam etti: “Biz Anadolu’nun her noktasında en iyi mağazalara corner olarak İpekyol ürünlerini vermeye başladık. Bu süreçte Rumeli Caddesi’ndeki mağazamızla da hizmet veriyorduk. Hızla kat ettiğimiz bu yolda Kadıköy, Akmerkez ve Galleria mağazalarını açtık. Alışveriş merkezlerinin sayısı arttıkça mağaza sayımızda ona göre arttı. Dünyada markalaşmanın birinci kuralının mağazalaşmak olduğunu gezerek ve görerek öğrendik. Yurtiçinde mağazalaşma operasyonunu yoluna koyduktan sonra hedefimiz yurtdışı oldu. Baktık ki dünyada başka şeyler oluyor. Üretim yapıp Anadolu’ya mal satarak markalaşmak imkansız. Dünyanın neresine gidersek gidelim hep aynı markaları görüyorduk. Böylece markalarımızla dünyanın çeşitli bölgelerinde kendi operasyonlarımızı kurmaya başladık.” Şu anda Yunanistan’da çok iyi durumda olan grup Rusya, Romanya, Kazakistan ve Ukrayna’da ürünlerini satıyor ve 2012’ye kadar yurtdışında 150-200 mağaza açmayı planlıyor. Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Rusya, Hırvatistan ve Moldova’da yoğun bir şekilde mağazalaşma sürecinde.
Grubun amiral gemisi İpekyol
Grubun amiral gemisi İpekyol perakende ve kısmi olarak toptan satış üzerine oluşan bir marka. Bu nedenle marka yapısını yüksek ama ulaşılabilir bir imaj üzerinde konumlandırıyor. Twist gençleri hedef aldığı için spor ve günlük giyimden yola çıkıyor. Machka ise tasarımla şıklığı rahatlık ve keyfiyle birleştirmek isteyenler için. Tüm modeller kendine güvenen başarılı kadını simgeliyor. A ve B profilinde çalışan ya da hayatın içinde 25-35 yaşlarındaki kadın hedef kitle. Türkiye’nin ilk ‘mass couture’ markası Machka pazarda yenilikçi, kendine özgü çizgisi olan bir marka olarak konumlanıyor. Kaliteli yaşamayı seven, günlük hayatında tasarımın, şıklığın ve rahatlığın keyfini arayan Machka kadını romantik, kendine güvenen, kalite ve tasarım beklentisi yüksek, trendleri çok iyi bilen, yaşam kültürüne sahip, lider ve aynı zamanda da farklılık düşkünü olarak tanımlanabilir. Hedef kitlesi 18-28 yaş grubu olan Twist büyük şehirde yaşayan, okuyan veya çalışan ve özgürlüğüne düşkün genç kızları temsil ediyor. Ayaydın Group olarak çok heyecanlı olduklarını belirten Yalçın Ayaydın sözlerini şöyle tamamladı: “2007’de elde ettiğimiz ciro ortalama 75 milyon YTL. Önümüzdeki dönem yurtdışında parlayıp büyük işler yapacağız. Perakendeciliği iyi bilen bir firma olarak cesurca hareket edebiliyoruz. Sektörün de bu yönde ilerlemesi gerek. Bu anlamda Turquality son derece başarılı bir proje. Bu şekilde verilen her destek bizleri daha iyisini yapmak için heyecanlandırıyor.”
Trendlerin belirlenmesinde Türkiye örnek alınıyor
Yurt genelinde Sarar, Sarar kadın, Interview ve CCS olarak 118 adet perakende mağazası, 600’ün üzerinde satış noktası ve yurtdışında da 15 Avrupa, 28 Rusya, 7 ABD’de ve 26 diğer ülkelerde olmak üzere 76 mağazayla tüketiciye ulaşıyor. 2000’de AB ülkelerinde markalaşma, satış ve pazarlama amaçlı kurulan Sarar Europe Gmbh aynı zamanda Avrupa operasyonlarını yürütüyor. Yine aynı amaç doğrultusunda ABD operasyonlarını düzenlemek ve yönetmek üzere 2001’de Sarar USA kuruldu. Çin’de ise Sarar Trading Co. hizmet veriyor. Markalaşmanın yolunun globalleşmekten geçtiğini söyleyen Sarar Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, markalaşma sürecini başlattıktan sonra dünya genelinde bilinirliğin daha fazla arttığını söyledi. ABD, Almanya, İsrail ve Çin’de dört tekstil şirketlerinin olduğunu ifade eden Cemalettin Sarar şöyle devam etti: “AB 13, ABD 5 ve İsrail Tel Aviv’de bir adet perakende Sarar konsept mağazamız var. Ayrıca Rusya, Hindistan, İran, Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan, Lübnan, Dubai ve Mısır’da bayiliklerimiz ve franchising satış mağazalarımız mevcut. Bunun yanı sıra Almanya, Avusturya, Macaristan, Çin, Amerika, Kanada, Romanya, Bulgaristan, Yunanistan, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Hindistan, Kırgızistan, Suriye, Fas, İran ve Litvanya'da yeni mağazalar açmayı planlıyoruz. Türkiye artık hazır giyimde çok başarılı yere geldi. Trendlerin belirlenmesinde ülkeler bizi örnek almaya başladı. Dolayısıyla İstanbul modanın başkenti olmaya aday.”
Koton 2008’de 50 mağaza daha açacak
Hedef pazarlarda müşteri tercihine göre koleksiyon hazırlayan Koton mağazacılık ve hizmet seçeneklerinde koşullara göre farklılık gösteriyor. Global bir firma olarak tüm iş sürecini hizmet verdikleri ülkenin koşullarına uyum sağlayacak şekilde çeşitlendiriyor. Koton yurtdışında 52, yurtiçinde ise 120 mağazayla hizmet veriyor. Bayi ve cornerlarla 300’e yakın satış noktasında olan marka 2008’de 50 mağaza daha açacak. Koton müşterilerinin yüzde 81’i kadın ve bunların yüzde 71’i 34 yaşın altında. Ekonomik statülerine bakıldığı zaman yüzde 76’sı A ve B grubu olarak nitelendirilebilir. Bunların yüzde 60’ı çalışıyor ve bekar.
Yurtdışında 52 olan satış noktasını 2010’da 80’e çıkarmayı planlayan Koton Romanya, Yunanistan, Rusya ve Körfez’de üç yılda 30 mağaza açmayı planlıyor. Ayrıca Mısır, İtalya, İngiltere ve Çin'de de araştırmalar yapan marka 2008 sonuna doğru Hong Kong’da bir mağaza açmak için gereken anlaşmaları yaptı.
Markalaşma süreci yurtdışında da hızlandı
Modayı kaliteli ve en hızlı uygulayabilen ülkelerden biri olduğumuzu söyleyen Koton Genel Direktörü İbrahim Kanburoğlu şöyle devam etti: “Dünyanın en hızlı hazır giyim üretebilen endüstrilerinden birine sahibiz. Birçok başarılı Türk tasarımcı yetişiyor. Dünya çapındaki moda eğilimlerini belirleyen Avrupa’nın tam göbeğinde iş yapıyoruz. Modayı çok yakından takip edebildiğimiz, hızlı adapte olabildiğimiz ve lojistik olarak da avantajlı olduğumuz için öncelikle çevre ülkelerde mağazacılık yatırımları yapmayı hedefledik. Türkiye’de güçlü yerel markalar var ama yurtdışında markalaşmak için daha uzun yol almamız gerekiyor. Yurtdışında markalaşma sürecini hızlandırmak için devlet destekli ilk programın temelleri atıldı ve çeşitli kriterlere göre seçilen sektöründe öncü birçok firma bu programa kabul edildi. Bunlardan birisi de Koton. Biz Turquality’den aldığımız destekle bir adım daha ileriye gidip Koton'u ‘hızlı moda’da kendi kategorisinde dünya lideri yapmak amacındayız.”
Koton güncel modayı müşterisine uygun fiyata, geniş ve ferah mağaza ortamında sunma stratejiyle son beş senedir her yıl ortalama yüzde 30 büyüyor. 2000’de ortalama 300 metrekareden oluşan 9 mağazası varken bugün ortalama 700-800 metrekare alana sahip 120 mağazası bulunuyor. Bayi ve cornerları da sayarsak Türkiye dahil 20 ülkede yaklaşık 300 satış noktasında Koton ürünleri satılıyor. Koton bu trendiyle önümüzdeki iki senelik planlarına göre iki kat daha büyüyerek 2009 sonu perakende cirosunu 500 milyon dolara çıkartmayı hedefliyor.
Avva’dan herkesin giyebileceği ürünler
Avva dünya pazarındaki küreselleşmeye ayak uyduran firmalardan biri ve ilk satışını da yurtdışında gerçekleştirdi. Amerika’da 600 noktada satılan Avva ürünlerini Avrupa ülkelerinde de bulmak mümkün. Ayrıca Almanya, Fransa, Lübnan ve Romanya’da kendi mağazaları bulunuyor. Markanın bir başka özelliği de tüm dünyaya herkesin giyebileceği nitelikte ürünler sunması. Kanada ve İngiltere’de yaygınlaşmayı düşünen Avva’nın müşteri grubu 25-40 yaş arasında. Avva Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Atik’e göre ülkemizin bu zamana kadar dünya çapında marka çıkaramamasının en büyük etkeni ürünlerin serbest dolaşım hakkının alınamaması ve gümrük vergilerinin yüksek oluşu. Ancak bundan sonra sektör rekabet ortamını iyi değerlendirip doğru plan yaparsa süreç hızlanır. Çünkü yabancılar Çin piyasasını keşfettiğinden sonra Türk markalarının kalitesinin ne kadar yüksek olduğunu daha iyi anladı.
Dinamik kadının markası: Kasha
Koleksiyon üretimi yapan Kasha güncel moda tasarım ve üretimi yapıyor. Dolayısıyla politikaları Kasha kadını neredeyse orada olmak. Şu anda sadece Çek Cumhuriyeti’nde üç satış noktasında bulunan Kahsa önümüzdeki dönemde toptan satış alanında Amerika, Rusya, Ukrayna ve Türk Cumhuriyetleri’nde yaygınlaşmayı hedefliyor. Toplumda kendini ifade etmek isteyen dinamik kadın için üretim yapan Kahsa’nın sahibi Ali Özerden, “Bizim tarzımızı benimseyen her yaştan kadına hitap ediyor ve ürünlerimiz ulaşılabilen fiyatlarda olmasına dikkat ediyoruz” dedi.Türkiye’nin uzun yıllar dünya rekabet ortamında bulunamadığını, bu nedenle de sektörde rekabet edilebilecek firma sayısının çok az olduğunu söyleyen Ali Özerden şöyle devam etti: “Sektörde daha çok küçük firmalar sınırlı koleksiyonlarla günü geçirmiş. Ancak değişen dünya düzeninde sürekli güncel koleksiyon yapmak gerekiyor. Bu da zor ve ciddi bir kurumsal yapı istiyor. Bizlerin kendimizi geliştirmek ve ispat etmek için ciddi bir altyapı oluşturmamız ve yeni satış noktalarında ürünlerimizi sunmamız gerekiyor. Daha çok markaya ve gelişmeye ihtiyacımız varken kendi ülkemizde açılan alışveriş merkezlerinde yüksek fiyatlar nedeniyle mağaza kiralayamıyoruz. Bu da bizim gelişimimizi olumsuz etkiliyor.”
SEVENHILL Avrupa ve Amerika’da yaygınlaşacak
Rusya, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Gürcistan, Lübnan, Suudi Arabistan, Makedonya, Yugoslavya, Macaristan, Tunus, Suriye, Azerbaycan, Kazakistan ve Mısır’da tercih edilen markalar arasında olan SEVENHILL çocuk, kadın ve erkek giyimiyle her kesime hitap ediyor. Önümüzdeki günlerde Avrupa ve Amerika’da yapılanmayı düşünen SEVENHILL Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Özbek ülkemizin markalaşma konusunda geciktiğini düşünüyor. Bunun nedeni ise markalaşma bilincinin ülkemizde sonradan oluşmasına bağlayan Hüseyin Özbek; “Dolayısıyla sektörümüzü çok zor bir süreç bekliyor. Çünkü bizlerin rakipleri markalaşma konusunda gayet deneyimli ve global dünya markaları. Bu nedenle bizler çok iyi stratejiler belirlemeliyiz” dedi.
41 mağazayla toplam 600 kişiye istihdam sağlayan SEVENHILL’in 2007 cirosu 115 milyon, 2008 hedefi ise 140 milyon YTL.
Türkiye tasarımcı kimliğiyle ortaya çıkıyor
ABD, Fransa, İngiltere, Hollanda, Almanya, Yunanistan, İtalya ve Rusya gibi ülkelerde marka bilinirliğini geliştiren Fatoş Triko’nun yurtdışı örgütlenmesi toptan satışa yönelik. Bundan sonra Türkiye’nin dünyada markalaşmasının kaçınılmaz bir durum olduğunu söyleyen Fatoş Triko Yönetim Kurulu Başkanı Rıfat Yücealpan, artık başlayan markalaşma sürecinde her konuda olduğu gibi ülkemizin organizasyon ve iş örgütlenmesiyle ilgili gelişmeler kaydetmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca üretici değil tasarımcı kimliğimizin öne çıkması gerektiğini ifade eden Rıfat Yücealpan Fatoş Triko’yu iç ve dış pazarda istikrarlı bir marka haline getirerek pazarın gereksinimleri doğrultusunda açılımlar kazandırmanın kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Türkiye tasarımcı bir ülke olmalı
Yelkenci Grup’un Brüksel’de iki Fourhands mağazası mevcut. Başta İngiltere ve Rusya olmak üzere birçok ülkede ürünleri satılan firmanın hitap ettiği kesim 20 yaş ve üstü. Ülke olarak trendlerin belirlenmesinden çok yaygınlaşmasında rol oynadığımızı söyleyen Yelkenci Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Eren Yelkenci, doğru adımlar atılırsa birkaç yıl içerisinde trendlerin belirlenmesi noktasında da etkili olmaya başlayabileceğimizi belirtti. Türkiye’nin zanaatkar ve uzman imalat firmalarına rağmen tasarımcı bir ülke olmayı bu güne kadar başaramadığını da söyleyen Eren Yelkenci şöyle devam etti: “Ayrıca son yıllarda yaşanan gelişmeler, asgari ücretteki artış, düşük enflasyon, düşük kur ve ülkemiz dışındaki bazı gelişmeler Türkiye’de imalat yapmayı çok zor hale getirdi. Türkiye ya bu durumu moda tasarım ve küresel satışla aşacak ya da tekstil piyasasında lider ülke olma hayalinden vazgeçip orta halli bir yol tutacak.” Yelkenci Group yaklaşık 40 yıldır erkek klasik takım elbisesi üretiyor ve 20 yıldır da perakende satış yapıyor. Markalaşma kavramının ülkemizde yeni yeni oturmaya başladığını ve birçok Türk firmasının hızlı şekilde tanınırlılığını arttırdığının altını çizen Eren Yelkenci, “Tanıtım çalışmaları gittikçe bilinçli bir şekilde yapılıyor. Bilinçlenme devam ettiği süre Türkiye dünyada tam bir marka haline gelecek” ifadesini kullandı.
Fc Plus 20 günde bir koleksiyon hazırlıyor
Henüz ikinci yaşını kutlayan Fc Plus çok kısa zamanda Avrupa’da 38, Amerika’da 4, Avustralya’da 2, Afrika’da 28, Asya’da 13 ve ülkemizde 48 adet satış noktasında yer alıyor. Ayrıca şirket 2008’de 10 adet mağaza açacak. Fc Plus tüm çeşitlerini 17-35 yaş arası erkeklerin ‘giyilebilir çılgın şıklığı’ yaşaması için özenle hazırlıyor. Şık ve çılgın olmanın bedeli biraz fazla olmasına rağmen Fc plus bu nokta da devreye giriyor ve tüm ürünlerini eder değerinin altında satışa sunuyor. Ayrıca Fc Plus ortaya koyduğu her tasarımı çok sınırlı adetlerde üreterek tüm dünyaya satıyor ve ürünü alan müşterilerine bu ürüne dünya da sadece 150-200 kişinin sahip olması ayrıcalığını da yaşatıyor. Dünyada bir ilke imza atarak her 20 günde yeni bir koleksiyonu satışa sunduklarını vurgulayan Fc Group Genel Koordinatörü Haluk Cebeci bunun tercih edilme nedenlerinden biri olduğunu kaydetti. Taleplerin yaşam stillerine ve coğrafyaya göre farklılar gösterdiğinin altını çizen Haluk Cebeci sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm talepleri karşılayabilmek adına koleksiyonlarımızda her ülke için özel model ve renklere mutlaka yer veriyoruz. Bir kere dışarıdan ülkemize baktığınızda tekstil sektöründeki yelpazenin genişliği göz kamaştırıcı. Doğal olarak ilk bakılan birkaç ülkeden biriyiz. Fc Plus’la yurtdışında çok fazla deneyime sahip olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü toplam 85 satış noktamız var. Ayrıca açılan her mağazamızla yeni müşteriler ve farklı deneyimler kazandık. Her ülke insanının farklı beklentileri var. Avrupa’da şıklık ve kalite aranırken Amerika ya da kuzey ülkelerinde şık ve kaliteye rahatlığın da eklenmesini isteniliyor.”